Kilitbahir Köyü ve Kalesi

kilitbahir-kalesi

Kilitbahir Köyü ve Kalesi; Çanakkale’nin tam karşı kıyısında yer alan köy ve Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Kilitbahir Kalesi.

Kilitbahir Kalesi

Çanakkale İli Eceabat İlçesi Kilitbahir Köyü’ndedir. Kale-i Sultaniye ile birlikte karşılıklı olarak İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’un savunulması amacıyla (boğazların denetimini sağlamak amacıyla)  Fatih Sultan Mehmet’in emriyle Yakup Bey tarafından 1462’de yaptırılmıştır.

Kilitbahir Kalesi 1462 yılında İstanbul kuşatması esnasında Papalık Donanmasının Bizans İmparatorluğuna yardım etmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır.

Kale iç ve dış duvarlarından ve avlu içinde 7 katlı üçgen bir kuleden oluşmaktadır. Saha sonra ilk kez 1541 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından restore edilmiş, bu restorasyon sırasında güney kısmını çevreleyen bir sur duvarıyla dış uçta bir kule (Sarıkule) inşa edilmiştir. Kale 1870 yılında Sultan Abdülaziz tarafından ikinci kez restore edilmiştir. Kuzey bölümünün orijinal dış deniz duvarı günümüzde yoktur. Bu bölüün kuzey parçası 1893-1894 yıllarında II.Abdülhamit tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Dış Sur duvarları (dış kale) 4 metre, ikinci dış kale 18 metre , iç kale 30 metre yüksekliğindedir. Duvar kalınlıkları 4-6 metre arasındadır. Deniz duvarlarının güney kısımları top mazgalı olarak kullanılmıştır. Kale tümüyle kaba yontulmuş taşlarla inşa edilmiştir. Açıklık kısımları kiremit kemerli olup kapı ve pencereler beyaz mermerden yapılmıştır. Bu kale son kez 2004 yılında onarılmıştır. Bugün halka açık müze olarak kullanılmaktadır. Kale 1915’te boğazı koruma görevini yapmıştır. Bu kale, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından “Korunması Gereken Kültürel Varlık” olarak tescil edilmiştir.

kilitbahir-kalesi
Kilitbahir Köyü ve Kalesi

Namazgah Tabyası

namazgah-tabyasi

Namazgah Tabyası: Çanakkale Kilitbahir Kalesi yanında bulunan Rumeli Aziziye diğer adıylaNamazgah Tabyası kıyı savunma noktalarından bir tanesidir.

Namazgah Tabyası

Namazgah tabyası Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmıştır. Asıl adı Rumeli Aziziye Tabyasıdır. Çanakkale Savaşı esnasında korunaklı alan olması, bölgeye dağılan birliklerin merkezi konumunda yer alması nedeniyle,Cuma Namazları burada kılındığı için Namazgah Tabyası ismini almıştır. Savaş esnasında açısı nedeniyle geri planda kalmış olmasına rağmen, boğazın ana savunma birimlerinden bir tanesidir.

Çanakkale Muharebelerinde 4.Ağır Topçu Alayı bölgesinde, 2.Ağır Topçu Alayı Taburunun merkeziydi. Tabyada 16 adet kıyı topu vardı. Bunlardan ikisi uzun 14’ü kısa menzilli ve 2’si uçaksavar topudur. 1892 yılında modernleştirilenNamazgah, 5 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Muharebesine katıldı.Çanakkale savunmasındaki en büyük tabyalardan olan Namazgah tabyası Çanakkale savaşlarında 18 Mart 1915’te isabet almıştır.

Namazgah Tabyası

Kilitbahir deniz sahilinden uzanan kara yolunu takip ettiğinizde, kalenin bitim noktası itibari ile Namazgahtabyasının ilk bonetleri solunuzda görünmeye başlar. Tabyada bulunan 16 topun cephanesini muhafaza etmek maksadıyla 18 tane şerit boneti, ve bir tane de ana bonet yapılmıştır.

Tabya Bonet

Bonet kelimesi Fransızca kökenli bir terimdir. Tam Türkçe karşılığı şapka demektir. Şapkaya benzediği için bu yapılara bonet ismi verilmiştir. Kullanım amacı ise cephane muhafazası ve kamuflajdır. Bonetlerin iç kısımları geniş duvarlara sahip binalar, üstleri ise topraktan oluşur. Binaların üstü örtülerek hem kamufle edilmiş, hemde olası bir saldırı durumunda cephaneliğin zarar görmesi engellenmiştir.

Maket

Namazgah Tabyası’na gelip aracınızı otoparka bıraktıktan sonra yaya ziyaretine uygun hale getirilmiş tabya içerisinde dolaşabilirsiniz. Tabya kapısından ilk girişte solda, tabyanın bütün haldeki maketini göreceksiniz.

Namazgah Tabyası Müzesi

Girişin tam karşısında yer alan büyük yapı,  tabyanın en önemli ziyaret noktası olan müze kısmıdır. Müzeningirişinde sağ tarafta gişe bulunmaktadır. Gişenin karşısında ise Namazgah Tabyası’nın kısa bir tarihçesi yer almaktadır. Namazgah Tabyası Müzesi aynı zamanda Engelsiz Tarih Projesi Kapsamında engelli misafirlerimizin ziyaretlerine uygun hale getirilmiştir.

Müze

Gişe bölümünü geçip iç kısmına ilerlediğinizde, geniş bir alanın müze olarak düzenlendiğini görmektesiniz. İlk giriş kısmında işitme engelli misafirlerimiz için konulmuş bir gösterim ekranı bulunmaktadır. Bölümlere ayrılmış müze içerisinde, Çanakkale savaşı eserleri, fotoğrafları, savaş ile ilgili bilgi ve haberler sergilenmektedir. Son bölümden ara kısma çıkış yapılmaktadır. Ara kısımda yine bazı eserler sergilenmektedir. Aynı zamanda savaş esnasında isabet alan kısım cam bir muhafazaya alınmış ve ziyarete açılmıştır.

Ses ve Video Odaları

Ara kısımdan öncelikle Çanakkale Deniz Savaşı‘nın anlatıldığı bir odaya geçiş yapılmaktadır. Bu odada video slayt gösterisi ile savaşın başlangıcı, savaş hazırlıkları, mayın hatları, 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı ve sonrası gösterilmektedir. Video gösteriminin hemen ardından aşağıdaki videoda yer alan Çanakkale savaşı sırasında, tabyalar arasındaki telefon haberleşmesinin bir canlandırmasının yapıldığı, maket ve orijinal iletişim araçlarıyla donatılmış özel odaya geçiş yapılmaktadır. Burada yer alan 30 saniyelik gösterim sonrası Çanakkale Deniz Savaşıanlarının sergilendiği bir köprü üzerinden ara kısıma geçiş yapıp, daha sonra ise müzeden çıkış yapılmaktadır.

Namazgah Tabyası Bakı Terası

Namazgah tabyasının deniz kıyısında bir bakı terası bulunmaktadır. Bakı terası Çanakkale Boğazı’na çok hakim bir noktadan seyir imkanı sunmaktadır. Bakı terasına çıkarak tüm Çanakkale Boğazı’nı tek bir noktadan inceleyebilirsiniz. Bakı terası özellikle rehberler tarafından Çanakkale Deniz Muharebelerini anlatmak için sıklıkla kullanılmaktadır.

Mecidiye Tabyası ve Şehitliği

rumeli-mecidiye-tabyasi

Çanakkale Gelibolu Yarımadası’nda bulunan Seyit Onbaşı’nın görev yaptığı Rumeli Mecidiye Tabyası, Mecidiye Şehitliği

Rumeli Mecidiye Tabyası Kısa Bilgi

Tabyalar konusunda sizlere detaylıca bir araştırma yapıyor ve beğeneceğinizi umduğum bir makale hazırlıyorum. Kısaca bir şekilde Rumeli Mecidiye tabyasından bahsedelim; Osmanlı’nın modern savunma tedbiri tabyaların en büyüklerinden birisi olan Rumeli Mecidiye Tabyası, 1892 yılında Kilitbahir Kalesi’nin güneyinde tabyanın adından da anlaşılabileceği gibi Sultan Abdülmecit tarafından Asaf Paşa ‘ya yaptırılmıştır. 8 bonet ve Alman yapımı 4 adet 24 cm, 2 adet 28 cm çapında toplardan oluşmaktadır. Çanakkale Savaşı’nda komutanlığını Yüzbaşı Hilmi (Şanlıtop) Bey yapmıştır. Ayrıca bu tabya Seyit Onbaşı’nın 270 kiloluk mermiyi kaldırdığı tabyadır. XYUBTYZ4XUWE

Tabya Komutanı Yüzbaşı Hilmi Bey

Çanakkale Deniz Savaşının önemli komutanlarından ve perde arkası kahramanlarından birisidir Yüzbaşı Hilmi Bey. Şanlıtop soyadının hakkını sonuna kadar veren bir topçu, bir Türk subayı ve bir kahraman. 19O5’te Harbiye Mektebi’nden mezun olunca Çanakkale’ye tayini çıktı. 1911’de katıldığı İtalyan Harbi, yıllar boyu sürecek ‘cepheden cepheye bir ömür’ döneminin birinci adımı oldu. 1912 yılında Balkan Savaşı’nda ilk madalyasını aldı. Mecidiye Bataryası Grup Komutanı olarak katıldığı Çanakkale Savaşı sonrası, belki de bütün mücadeleyi etkileyen başarısından dolayı, biri Sultan Reşat’tan, ikisi Almanlardan olmak üzere üç madalya daha kazandı. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ardından yabancı güçlerin etkisiyle bir süre rütbeleri sökülmüş ve maaşı kesilmiş bir sivil olarak geçim derdine düştü. Zorunlu bir aradan sonra Doğu Cephesi’nde başlayan yeni dönemle birlikte önce Binbaşı olmanın, ardından “Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası” kazanmanın onurunu yaşadı.

Osmanlı’nın son dönemleriyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarının canlı tanığı olan Yüzbaşı Mehmet Hilmi Bey’in özellikle 18 Mart sabahı birliğine yaptığı o konuşmayı ne zaman dinlesem, ya da okusam gözlerimin dolmasını engelleyememişimdir.

“Şehit ve yaralıların yerine geçecekler atanmıştır. Ben ölürsem üzerime basıp geçin. Yaralanırsam önem vermeyin, ben de size öyle yapacağım. Bu savaşta hiçbir ödül beklemeyin. Bunu vaat etmem ve edemem” Yüzbaşı Mehmet Hilmi Bey – 18 Mart 1915

Tabya Ziyareti Esnasında Görülebilecekler

Giriş:

Rumeli Mecidiye Tabyası

Tabyanın hemen girişinde yukarıdaki resimde gördüğünüz tabela yer alıyor. Tabelanın üzerinde yazan yazı hepimizin dikkate alması gereken bir uyarı olduğu için koyma gereği duydum.

Taşlı Yol ve Hediyelik Eşya Tezgâhları

Rumeli Mecidiye Tabyasi

Rumeli Mecidiye Tabyasi

Yoldan tabyaya doğru çıkan yol yerel taşlarla kaplanmış. Tabyaya doğru uzanan bu yolun iki yanında hediyelik eşya tezgâhları yer almakta. Bu tezgâhlarda Çanakkale Şehitliklerini sizlere hatırlayacak hediyelik eşyalar yer almakta. Ayrıca buradaki hediyelik eşya tezgâhlarının yöre halkına gelir sağlamak amacıyla yapıldığını da hatırlatmak isteriz.

Mısırlı Feyzullah Efendi Mezarı

Mısırlı Feyzullah Efendi

Mısırlı Feyzullah Efendi

Rumeli Mecidiye Şehitliği’nin hemen ön kısmında bulunan, yıllarca tartışma konusu olan, birçok kişinin Şehit mezarı sandığı Osmanlı mezarı Mısırlı Feyzullah Efendi’ye aittir. Konu ile ilgili Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tarih Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır’ın Milliyet gazetesine verdiği demeci sizlerle paylaşmak istiyorum. Emeğe saygı gereğince alıntı içerisinde herhangi bir değişiklik yapmadım. Ancak özellikle belirmek isterim ki 1 Şubat 1908 olarak yazılan tarih aslında 19 Şubat 1807’dir.

“Mecidiye Şehitliği’ne bitişik mezarda Osmanlı’nın ünlü matematikçi ve mühendisi Feyzullah Efendi’nin yattığı ortaya çıktı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tarih Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır, Çanakkale Boğazı ıslahında görevli Feyzullah Efendi’nin görevindeki başarısızlığı ve ihmalkarlığı üzerine 1808 yılında İngiliz Donanması’nın boğazı geçip istanbul’a gitmesine neden olduğunu, bu gerekçeyle de dönemin Padişahı Sultan 3. Selim’in emriyle idam edildiğini söyledi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır, 18 Mart 1915’te şehit olan askerlerin yattığı Mecidiye Şehitliği’ne bitişik olan ve mezar taşında Osmanlıca kitabe bulunan mezarın yaklaşık bir yıl boyunca izini sürdü. Mezar taşıyla ilgili bilgi ve belgelerin az olması nedeniyle araştırmasını yaparken kimi zaman zorlandığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Sayılır, kısa süre önce çalışmasını tamamladı. Mezarın, Çanakkale Boğazı ıslahı için görevlendirilen ve zamanın ünlü mühendis ve matematikçisi Feyzullah Efendi’ye ait olduğunu belirledi. Boğazın kontrolü için topların yerleştirilmesinde ihmali olduğu ileri sürülen Feyzullah Efendi’nin 1 Şubat 1808’de karşı konulamayan İngiliz Donanması’nın boğazı geçip İstanbul’a gelmesine neden olduğu gerekçesiyle Sultan 3. Selim’in emriyle idam edildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Sayılır, “Şehitliğe bitişik mezarda yatan Feyzullah efendi, bir dönem Boğazı geçen İngiliz donanmasına engel olmadığı için idam edilmişken. Mezarının bitişiğindeki şehitlikte yatan kahramanlar ise 18 Mart 1915’de Çanakkaleyi geçilmez kılan dedelerimiz” dedi.

Şehitlik bölgesinde Feyzullah Efendi’nin mezarına ilişkin açıklayıcı bir bilginin yer almaması ve ziyaretçilerin, mezar hakkında değişik söylentiler çıkartması üzerine mezarı araştırdığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Sayılır, “Mezar taşında Osmanlıca kitabe bulunuyor ve Türkçe bir açıklama yer almıyor. Ziyarete gelenlerin farklı söyletiler çıkartması üzerine yaptığım araştırmayı tamamladım ve önemli bulgular elde ettim” dedi. Ünlü matematikçinin yazdığı eserin İstanbul’da bulunduğu belirten Sayılır, “Feyzullah Efendi’ye ait, denizcilerin, bulundukları yerin mevkiini anlayabilmeleri için güneşle ufuk düzlemi arasındaki açısal mesafeyi ölçen optik seyir cihazı olan ve John Handley tarafından yapılan ilk 45 derecelik oktantla modern sekstanttan yararlanarak havada yükseklik ölçümünün logaritma ile hesaplanmasını konu alan `Muhazarat-ı Feyziye’ adındaki önemli bilgileri içeren bir yazma eser bulunuyor. Feyzullah Efendi’nin, 1804 yılında kaleme aldığı bu eserin birer kopyasının İstanbul Eyüp’teki Hüsrev Paşa Kütüphanesi ile Yıldız Sarayı Kütüphanesi’nde olduğunu belirledik. Kitabın ilk sayfasında Feyzullah Efendi’nin, renkli portre resmi mevcut olup, kitabın sonunda ise Osmanlı’da görevli İngiliz bir mühendisin Antuan Jojsheru’nun, eserin önemiyle ilgili yazmış olduğu bir övgü dolu yazısı vardır” diye konuştu.

ÇOMÜ öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Sayılır, Osmanlı’nın ünlü matematikçisi ve mühendisi Feyzullan Efendi’nin, idamından sonra gömüldüğü Kilitbahir Kalesi yakınlarındaki mezarının, 1980 yılında buradan alınıp, uğruna can verdiği Çanakkale Boğazı’nı en net gören, Işıldak Mevkii yakınındaki bölgeye, Mecidiye Şehitliği yakınana taşındığını kaydetti. Sayılır, “Feyzullah Efendi, Peksimetçibaşı Ahmet Ağa’nın oğludur. Gençlik yıllarında görev yaptığı Muhasebe Kalemi Katipleri içerisinde güzel yüzlü Feyzi olarak bilinirdi. Önceki Defterdar Hasan Efendi’nin kardeşi Ahmet Efendi’nin himayesinde yetişmiş ve onun ölümünden sonra eğitimine devam edip önce Zimmet Halifesi ve Baş Muhasebe Kisedarı yani Vekilharçı daha sonra Ziya Paşa’nın Mısır’a gidişinde ordu Defterdarı ve orduyla Mısır’dan dönüşünden kısa süre sonra da İrad-ı Cedid Deftardarı oldu. Edirne Vakası üzerine diğer birçok devlet adamı gibi kendisi de azledildi. Feyzullah Efendi kendinden emin bir duruş ve tavra sahipti. Başını vakur bir şekilde yukarı kaldırarak gezme alışkanlığı vardı” dedi. Yrd. Doç. Dr. Sayılır sözlerine şöyle devam etti:

“O dönem, Yeniçeriler Nizam-ı Cedid fikrini savunanlara karşı öfke ve kin besliyorlardı. Ancak Feyzullah Efendi’nin kibirli tavrı kendisine yönelik nefretin bir derece daha artmasına neden olmuştu. Aslında düşük derecede bir katipken kısa sürede birden bire parlayıp İrad-ı Cedid Deftarlığı gibi bir göreve tayin edilerek yüksek kademeli devlet ricali arasına girmesi, birçok kıdemli devlet adamı arasında Feyzullah Efendi’ye karşı genel bir nefret uyanmasına neden olmuştu.” Sayılır, yanlış anlaşılmaları önlemek için mezar taşıyla ilgili açıklayıcı bir yazı ekleneceğini söyledi.” Milliyet Gazetesi 18.08.2011 tarihli Erdem SÜREK Haberidir.

Mecidiye Şehitliği

Rumeli Mecidiye Şehitliği

Rumeli Mecidiye Şehitliği

Mecidiye Sehitligi

Mecidiye Sehitligi

Bu şehitlik Türk Şehitleri İmar Cemiyeti ile Çanakkale Şehitleri abidelerine yardım cemiyeti tarafından 1969 yaptırılmıştır. Mecidiye tabyasından adını almış olan bu şehitlik 18 Mart 1915 Muharebesinde savaşıp şehit olan Ispartalı Ali Çavuş, İvrindili İsmailoğlu Mehmet, Mustafaoğlu Süleyman ve 13 Türk Topçusu anısına yapılmıştır. Şehitlik ilk kez 1919 tarihinde tesis edilmişse de 1969 yılında Çanakkale şehitleri abidelerine yardım derneği tarafından bugünkü şekli verilmiştir.  Şehitliğin denize bakan yüzünde top kabartması bulunmaktadır. Ayrıca top mermisi taşıyan Edremitli Mehmetoğlu Seyit Onbaşının mermi taşıyan kabartması bulunmaktadır.

Rumeli Mecidiye Maketi

Rumeli Mecidiye Tabyasi Maketi

Rumeli Mecidiye Tabyasi Maketi

Maket Rumeli Mecidiye Tabyasına çıkan yolun sağ tarafında bulunmaktadır. Camekân içindeki bu makette Rumeli Mecidiye Tabyası kabarma şeklinde işlenerek, ziyaretçilerin tabyayı üç boyutlu olarak görmesi ve incelemesi amaçlanmıştır.

Rumeli Mecidiye Krupp Topu

Rumeli Mecidiye Seyit Onbasi Krupp Topu

Rumeli Mecidiye Seyit Onbasi Krupp Topu

18 Mart 1915 günü Seyit Onbaşı yani Koca Seyit’in mekanizması bozulduğu için 275 kg ağılığındaki top mermisini sırtlayarak topa sürdüğü ve ateş ederek Ocean zırhlısını vurduğu o noktaya yani 3. İle 4. Bonetler arasına İzmir’den getirilen Krupp Marka Top yerleştirildi. Bu toplardan sağlam vaziyette sadece üç tane kalabildi günümüze. Bir tanesi Çanakkale Cumhuriyet Meydanında, ikincisi Harbiye Açık Hava Müzesinde, üçüncüsü ise burada yani Rumeli Mecidiye Tabyasında yer almaktadır. Topun hemen önüne o günü bizlere yaşatabilmek adına Meşhur Seyit Onbaşı fotoğrafında yer alan kareler heykel canlandırması ile sergilenir vaziyettedir.

Seyit Onbaşı Anıtı

seyit-onbasi

Seyit Onbaşı Anıtı; Çanakkale savaşı esnasında 215 okkalık mermiyi kaldırarak tarih yazan kahramanımızın anısına yapılmış anıt heykel.

Seyit Onbaşı

1889 yılının Eylül ayında Balıkesir’in Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babası Abdurrahman, annesi Emine idi.

1909 yılında Osmanlı Ordusu’na katıldı. Balkan Savaşı’nda çarpıştı. I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Çanakkale Cephesi’nde topçu eri olarak göreve başladı. 18 Mart 1915‘te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Onbaşı Rumeli Mecidiye Tabyası‘nda görevliydi. Türk topçusunun yoğun karşı ateşi ve daha önceden Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar, bu saldırıyı püskürttü. Yapılan atışlar sebebiyle tabyada bulunan topun mermi kaldıran vinci parçalandı. Bunun üzerine Seyit Ali 215 okka ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak top kundağına yerleştirdi. Seyit Ali, ilk iki atışta Ocean‘a hafif bazı hasarlar verdiyse de, üçüncü atışında Fransız zırhlısı Ocean’a ağır yara verdi. Atılan mermi geminin su kesiminin biraz altına isabet ederek geminin anında yan yatmasına neden oldu, daha sonra Nusret mayın gemisi’nin döktüğü mayınlardan birine çarptı. Ocean‘ da bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak battı. Bu yüzden komutan ona onbaşılık görevini verdi. Çanakkale savaşından bir gün sonra Seyit Ali Onbaşı‘dan top mermisi sırtında fotoğrafı çekilmesi istendi. Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlansa da top mermisini kaldıramadı. Sonra Seyit Ali Onbaşı “Yine savaş çıksın, yine kaldırırım” dedi. Bundan sonra ancak fotoğrafı tahta bir mermiyle çekilebildi.

Savaşın sona ermesi ile 1918’de köyüne dönen Seyit Ali, ormancılık ve kömürcülük işlerine devam etti. 1934 yılında çıkartılan Soyadı Kanunu ile Çabuk soyadını aldı. Seyit onbaşı 1939 yılında verem hastalığı yüzünden hayatını kaybetti.

seyit-onbasi
Seyit Onbaşı Anıtı

 

Havuzlar Şehitliği

havuzlar-sehitligi

Çanakkale Havuzlar Şehitliği; Çanakkale Savaşı sırasında hastahaneve nekahethane olarak kullanılan, Halil Paşa Çeşmesi‘nin de bulunduğu Havuzlar Şehitliği

Havuzlar Şehitliği

Kilitbahir – Seddülbahir yolu üzerinde seyrederken, Rumeli Mecidiye Tabyası ve Seyit Onbaşı Anıtı sonrası karşımıza çıkan ziyaret noktasıdır. 1961 yılında Çanakkale Şehitlere Yardım Derneği tarafından inşa edilmiştir. 21 Haziran 1915’te Kerevizdere’de şehit düşen 2.Tümen’den Yüzbaşı Kemal Bey ve 126.ci Alay yaveri Selanikli Teğmen İsmail Efendi ve sekiz asker anısına yapılmıştır. Anıtın altındaki yazıda ise Yüzbaşı Kemal Bey’in tarihe geçen son sözü yazmaktadır. ” Hep birlikte şahadete koşalım ki, vatan kurtulsun”

Havuzlar

Bu bölgeye Havuzlar isminin verilme nedeni çok eskiye dayanır. Osmanlı Devleti‘nin 16.yüzyıl dilimindeki zamanıMuhteşem Yüzyıl olarak adlandırılmıştır. Bunun başlıca nedeni ekonomik , siyasi ve askeri anlamda Osmanlı Devleti‘nin o tarihlerde dünya üzerindeki gücüdür.

Osmanlı‘da muhteşem yüzyıl yaşanmasının en kuvvetli unsurlarından bir tanesi donanmasıdır. Barbaros Hayrettin Paşa , Piri Reis gibi komutan ve alimler Osmanlı’nın deniz gücüne önemli katkıda bulunmuş ve donanmayı güçlendirmişlerdir. Büyüyen , güçlenen ve Akdeniz de sürekli sefere çıkan donanmasının temiz su ihtiyacını karşılamak üzere, dönemin su kaynaklarıyla ünlü, günümüzün Havuzlar Bölgesi, Kilidül Bahir köyü yakınlarına büyük bir iskele ve su havuzları yapılmıştır. Donanma Çanakkale Boğazı‘ndan geçerken buraya uğramış ve suihtiyacını karşılamıştır. Bölgenin Havuzlar ismini almasının sebebi o dönem yaptırılan bu büyük su havuzlarıdır.

Havuzlar Çeşmesi

Kilidül Bahir’den yarımadanın en ucundaki Seddülbahir Köyü’ne tarihi yol’da Havuzlar önünden geçmektedir. Limana yanaşan gemi personelinin, bölgedeki görevlilerin ve gelip geçen yolcuların su ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 1627 yılında Halil Paşa tarafından büyük bir çeşme yaptırılmıştır. Çeşme günümüzde restore edilmiştir. Ancak faal durumda değildir.

Çanakkale Savaşı Havuzlar

Havuzlar bölgesinden savaş alanına doğru ilerlediğinizde öncelikle Soğanlı Dere Hastanesi sonrasında ise Şahindere Sargı Yeri bulunmaktadır. Bu noktalar, savaş esnasında yaralılarımızın tedavisi için oluşturulmuş sağlık merkezleridir. Havuzlarda ise Çanakkale Cephesinin Nekahethane si bulunmaktadır. Nekahethane; kelime anlamıyla dinlenme yurdu, şifa yurdu, şifa evi demektir.

Savaş döneminde kurulan Nekahethane birimlerini günümüzün ruh ve sinir sağlığı merkezleri olarak düşünebilirsiniz. Nekahethane de tiyatro gösterileri, ilahi dinletileri, bahçe ekim dikim işleri ve benzeri uygulamalar ile, askerin savaş psikolojisinden bir nebze olsun uzaklaştırılması sağlanmıştır.

Çanakkale Savaşı esnasında günümüzde pek anlatılmasa da psikolojik savaşın etkileri oldukça yüksektir. Hem Vatan Savunması‘nın askerimiz üzerinde yarattığı psikolojik etki, hemde düşmanın psikolojik yıpratma stratejileri,Çanakkale cephesinde mücadele eden askerlerimiz için ruhsal açıdan baskılı bir dönem geçmesine neden olmuştur. Düşman askeri ön siperde 1 hafta nöbet tutarken, Türk askeri ön siperde 3 hafta görev almış, cephenin en zor şartlarıyla yaşamıştır. Ölümün bir adım ötede olması, yeme – içme şartlarının zorluğu, uykusuzluk ve bunun gibi cephe şartları da eklendiğinde savaş psikolojik boyutta da askerimizi epey yıpratmıştır.

O günün ulaşım ve iletişim koşulları da günümüz gibi gelişmiş olmadığından, askerimizi rahatlatmak, bir nebze olsun cephe psikolojisinden uzaklaştırmak adına, memleket izni yada istirahat gibi uygulamalar mümkün olmadığından, askerlerimiz Nekahethane‘ye getirilerek, psikolojik ve ruhsal tedavi ve destek uygulanmıştır.

Soğanlı Dere Hastane Şehitliği

soganli-dere-sehitligi

Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarfından tespit edilen 18 gerçek şehitlik alanından biri olan Soğanlıdere’de Zeytinburnu Belediyesince yaptırılan bir anıt bulunuyor.

Soğanlıdere Şehitliği

Çevre ve Orman bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında , 600 şehidin yattığı Soğanlıdere’de inşa edilen anıt Çanakkale Savaşlarının 90. yıldönümü olan 18.03.2005 tarihinde T.C. Başbakanı Tayyip ERDOĞAN ‘nın da katıldığı bir törenle açıldı. Şehitlikte adı belirlenmiş 600 şehidimizin ismi yazmaktadır. Gerçek Şehit Mezarları şehitliğin alt ve yan taraflarındaki vadi yamacında irili ufaklı taşlarla belirlenmiştir.

soganli-dere-sehitligi
Soğanlı Dere Şehitliği

Şahindere Gerçek Şehitlik

sahindere-sehitligi

Şahindere Şehitliği; gerçek bir şehitlik olan Şahindere Şuheda Kabristanlığı, içerisinde bulunan Teğmen Mustafa Efendi Kabri ile hafızalarda yer almaktadır.

Şahindere Şehitliği

Şehit Sayısı

Şahindere Sargı Yeri şehitliğinin girişinde yer alan tabelada 1,2,5,6,7,10 ve 11. Tümenlere ait 1969 Şehidimizin burada yattığı belirtilmektedir. Ancak resmi kaynak olarak kabul edeceğimiz Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Müdürlüğükayırlarına göre burada yatan şehit sayımız 2177 olarak belirtilmektedir.

Şahindere Şehit Sayısı

Şehitlik Tarihi

Çanakkale Savaşı esnasında korunaklı ve suyun yakın olduğu, aynı zamanda cephe ve cephe gerisi arasında ulaşımın kolay sağlandığı noktalara büyük sağlık tesisleri kurulmuştur. Savaş esnasında Sargı Yeri olarak adlandırılan bu merkezler, günümüzün cephe hastanelerinin yerini tutmaktadırlar. Gerisinde bulunan Soğanlı dere hastanesine göre daha küçük olan Şahindere sargı yeri, güney cephesi gerisinde önemli bir sağlık merkezi olmuştur. Şehitlik 2004 yılında yapımı başlatılarak 18 Mart 2005 yılında 90. yıl törenlerinde açılışı gerçekleştirilmiştir.

Şahindere Şehitliği Tarihi

Sembolik Şehitlik

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan şehitliklerimiz genel bir düzenleme ile tek bir mimari örneğe göre restore edilmişlerdir. Yapımlar esnasında Şehit kabirlerine zarar vermemek adına kabirlerin bulunduğu alanların yakınına yapılmışlardır. Şahindere sargı yeri şehitliği de aynı mimari özelliğe sahiptir. Burada bulunan şehitlerimizin memleketleri enveriye adı verilen asker başlıklarının alın kısımlarına yazılarak hilal ay biçiminde dizilmiştir. Uç kısmında da şehitlerimizin anısına küçük bir anıt göğe yükselir. Dikili bir taş gibi yükselen bu anıtın alt kısmı ise yıldız biçimindedir. Böylece gökyüzünden bakıldığında Ay – Yıldız yani Türk Bayrağı görüntüsü vermektedir. Hilal ay olarak çevrilmiş kısmın iç tarafında alfabetik sıraya göre, şehitlerimizin memleketleri, baba adları, adları, rütbeleri ve doğum – ölüm tarihleri yazmaktadır.

Sembolik Şehitlik

Gerçek Şehitlik Kabirleri

Şahindere Şehitliği ziyaretine geldiğinizde park yerinden yukarı uzun bir merdiven ile çıkarsınız. Merdiveni çıktıktan sonra karışınızda iki yol ayrımı vardır. Sola doğru uzanan yol sembolik şehitliğe gider. Sağa doğru baktığınızda ise etrafı zincirler ile korumaya alınmış, meşe ve çam ağaçlarının altında kalan bölgeyi görürsünüz. Taş döşeli yoldan ilerlediğinizde etrafınızda bulunan eski mezarlar ve mezar taşları dikkatinizi çekecektir. Bu bölüm gerçek kabirlerinolduğu alandır. Ancak burada göreceğiniz etrafı çevrili olan ve aşağıda bahsettiğim tek bir mezar haricinde kalanlar, içerisinde gerçekten bir şehidimizin yattığı kabirler değildir. Cumhuriyet dönemi ve sonrasında bölgede görev alan askerlerimiz ve bölgeye gelen ziyaretçiler, burada şehidi yatan ailelerin anılarına yaptığı mezarlardır bunlar. Savaş zamanında şehit sayımız nedeniyle maalesef tek tek defin etme şansımız olmadığından, şehitlerimiz toplu olarak defnedilmiştir.

Gerçek Kabirlerin Olduğu ALan

Teğmen Mustafa Efendi Kabri

Şahindere şehitliğinin gerçek şehitlik olarak diğer şehitliklerimize göre daha fazla hafıza kalmasının nedeni Mustafa Efendi kabridir. Mustafa Efendi’nin kabrinden çok, uzun yıllardır rütbesi tartışıla gelmekteydi. Bunun nedeni Osmanlızamanındaki rütbe ayrımlardır. Mülazım-ı Sani ve Mülazım-ı Evvel tartışmaları süre gelir iken, tabelalara Asteğmenolarak yazılmış, sonrasında ise Teğmen olarak değiştirilmiştir. Yukarıda bahsettiğim çevrili alan içerisinde ilerlerken karşınıza Mustafa Efendi kabri çıkar. 10. Tümenin 30. Piyade Alayında görev yapan Mustafa Efendi yaralanarak sargı yerine getirilir. Kurtarılamaz ve 18 Eylül 1915 günü Şehit olur. Kuzey bölgesinde görevli bir subay olan babası Ali Şadi Efendi‘ye haber verilir. Savaşın daha hafif dönemine denk geldiği için Ali Şadi Efendi gelerek oğluna son görevini yerine getirebilmiş ve en azından ona bir kabir yapmayı başarabilmiştir. Kabir savaş sonrasında yenilenmiştir ancak hangi tarihte ve kimin tarafından yenilendiği tamam olarak belirli değildir.

Mustafa Efendi Kabri

Mola Noktası

Şahindere Sargı Yeri Şehitliği aynı zamanda bölgedeki mola noktalarından bir tanesidir. Bölgede yiyecek-içecek, alışveriş ve lavabo ihtiyaçlarını giderebileceğiniz tesisler bulunmaktadır.

Şahindere Şehitliği Girişi

Çanakkale Şehitler Abidesi

canakkale-sehitler-abidesi

Çanakkale Şehitler Abidesi,Çanakkale Şehitleri Anıtı olarak bilinen bu eser, il sınırları içindeki Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Boğazı’nın ucunda Morto Koyu önündeki Hisarlık Tepe üzerinde göğe yükselmektedir.

Çanakkale Şehitler Abidesi

Çanakkale Şehitler Abidesi; 1915 yılındaI. Dünya Savaşı esnasında bu coğrafyada yaşananların hatırlanması, bu destanın kahramanlarının ebediyen unutulmaması için yapılmıştır.

Çanakkale Şehitler Anıtı Tarihçesi

Çanakkale Şehitler Abidesi yapımına nasıl karar verildiğinin üzerine çok fazla söylemin olmasıyla birlikte en yaygın olanı; Mustafa Kemal Atatürk’ün mübadele yıllarında bölgeyi ziyareti esnasında, yöre halkının tamamlanmış olan Fransız ve İngiliz anıtlarını göstererek Şehitlerimiz için böyle bir talepte bulunması ve Atatürk’ün de Şehitlerimiz için en az 40 metrelik bir anıtyapılacağına söz vermesidir.  Ancak kısa bir süre içerisinde sağlığının bozulması üzerine anıt yapımı ertelenmiş ve ölümünden hemen sonra İsmet İnönü tarafından Çanakkale Şehitler Anıtı yapım çalışmaları başlatılmıştır.

Çanakkale Şehitler Abidesi‘nin yapılması için resmi karar 1942 yılında açıklandı. Savunma Bakanlığı tarafından 1944 yılında açılan proje yarışmasını Feridun Kip, Doğan Erginbaş, İsmail Utkular ve mühendis Ertuğrul Barla‘nın projelendirdiği eser kazandı. Proje kabulünün hemen ardından temel atma törenleri düzenlendi. Ancak 2. Dünya Savaşı dönemindeki ekonomik krizden Çanakkale Şehitler Anıtı yapım çalışmaları da etkilendi ve ara verilmek zorunda kalındı. Sonraki süreçte ise dönem dönem yapımına devam edildi. Tarihler 1958 yılını gösterdiğinde iseÇanakkale Şehitler Anıtı‘nın henüz gövdesi bile tam anlamıyla bitirilememişti. Çanakkale Şehitler Anıtı maddi sıkıntılar nedeniyle yapımı bir kez daha duraklatıldı. Çanakkale Şehitler Abidesi yapımına ara verilmesi Milliyet Gazetesiniharekete geçirdi. Milliyet gazetesi ulusal çapta başlattığı bağış kampanyası tüm halkımızdan destek gördü. Toplanan bağışlarla Çanakkale Şehitler Anıtı yapımı tamamlandı ve resmi açılışı 21 Ağustos 1960 tarihinde Ağustos Muharebeleri yıldönümünde yapıldı. Çanakkale Şehitler Abidesi projesinde anıtın alt kesiminde Savaş Eserleri Müzesi, yanında Mehmetçik Anıtı ve Türk Şehitliği bulunmaktadır. Morto Limanı ile Çanakkale Boğazının girişi arasındadır. Bu yapıtın fikir babası, Atatürk’ün silah arkadaşı ve ilk askeri pilotu Emin Nihat Sözeri’dir. Sözeri, yapılması için gerekli olan paranın bulunabilmesi için onlarca yıl mücadele vermiş sonunda bu abideyi 60 bin şehidin anısına, milletimize armağan etmiştir.

Çanakkale Şehitler Anıtı

Çanakkale Şehitler Abidesi

Çanakkale Şehitler Anıtı üzerindeki kaidenin boyutu 25×25 m olarak yapılmış ve 4 ayak üzerine oturtulmuştur.  Çanakkale Şehitler Abidesi yüksekliği 41,7 metredir. Ayakların genişliği 7,5 metredir. Çanakkale Şehitler Anıtı tümüyle 62,5 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.

Anıtın kapladığı alan: 62,5 metre kare

Ayak sayısı (sutun sayısı): 4 adet

Ayaklar arasındaki mesafe: 10 metre

Bir ayağın ebadı: 7.5×7.5 metre

Anıtın kaidesinden itibaren yüksekliği: 41.70 metre

Çanakkale Şehitler Abidesi Bölümleri

Çanakkale Şehitler Abidesi’nin alt katında müze, bahçesinde, 2007 yılında açılan sembolik şehitlik, Türk Bahçesi, heykeltıraş Tankut Öktem’in yaptığı Yaralı Asker Anıtı, Metin Yurdanur’un yaptığı Mustafa Kemal Çanakkale’deAnıtı ve 45 m uzunluğunda bir rölyef bulunmaktadır.

Meçhul Asker

10 Mart 2003 tarihinde Türkiye’nin Avusturalya Büyükelçiliğine teslim edilen meçhul bir şehit Türk askerinin başını elçilik yetkilileri Türkiye’ye gönderdiler. Bedeni Anafartalar Arıburnu bölgesinde yatan askerin başı 18 Mart 2003 tarihinde dini ve resmi törenle bugünkü Çanakkale Şehitleri Anıtı kabirler bölümünde yer alan şehit kabrine defnedilmiştir.

Gelibolu’da telef olan katırların ad ve numaralarını dahi kayıt altına alan Avusturalya kesik başı Avusturalya’ya götüren kişiyi açıklamamıştır. Adli tıbbın “caucasian” yani beyaz ırktan olarak nitelendirdiği bu başı Türk yetkililerKafkasyalı olarak kabul ettiler ve Devlet töreniyle Türkiye’ye geri getirilmesine izin vermişlerdir. Halen Çanakkale Şehitleri Abidesi bölümünde yer almaktadır.

Meçhul Asker Kabri

Sembolik Şehit Kabirleri

Çanakkale Şehitler Abidesi‘nde her bir Kabir’in cam birer yazıtı mevcuttur. Cam yazıtın bir yüzünde 18, diğer yüzünde 18 olmak üzere her kabirde 36 Şehidimizin ismi yazmaktadır. Genel yazan sayı ise 59.408 dir. Çanakkale Şehitler Abidesi‘ndeki kabirler sembolik olup, Şehitlerimizin adı, baba adı, rütbesi, memleketi, doğum ve ölüm tarihleri yazmaktadır. Kabirler adacıklara yani bölümlere ayrılmış ve her il ayrı bir bölgeye yapılmıştır. Hangi ilin hangi bölgede olduğunu Mustafa Kemal Çanakkale’de heykelinin yanındaki haritadan bulabilirsiniz.

Sembolik Şehit Kabirleri

Mustafa Kemal Çanakkale’de Heykeli

Çanakkale Şehitler Abidesi‘nde Metin Yurdanur tarafından yapılan anıt heykel, Mustafa Kemal‘in Çanakkale savaşı esnasında yükseliş öyküsünü sembolize etmektedir. Heykel 3 lü bir kompozisyon şeklinde yapılmıştır.

Mustafa Kemal Çanakkale'de

Yaralı Asker Anıtı

Çanakkale Şehitler Abidesi bahçesinde bulunan Tankut Öktem’in yaptığı Yaralı Asker Anıt Heykeli; biri yaralı diğeri onu taşıyan iki askerimizi sembolize etmektedir.

Yaralı Asker Heykeli

Türk Bahçesi

Çanakkale Şehitler Abidesi Türk Bahçesi; Çanakkale Şehitler Abidesi çevresinde bulunan kabirler arasına yapılmış kubbesiyle dikkat çeken yapı Türk Bahçesidir. Bahçenin etrafı çitlerle çevrilidir. Çitlerin iç çevresinde yeşillendirilmiş ve çiçeklendirilmiş bir alan var. Çanakkale Şehitler Abidesi Türk Bahçesi dört yöne açılan dört ayrı girişi mevcut. Tam ortada ise ilginç bir figür mevcut. Doğu kapısından giriş yaptığınızda iki yanınızda iki ayrı cam pano göreceksiniz. Solunuzda kalan cam panoda Mehmet Akif ERSOY’un Çanakkale Şehitlerine isimli şiiri yazılmıştır. Sağ tarafınızda kalan panoda ise Osmanlı zamanında hangi vilayetten kaç şehidimizin olduğu yazmaktadır. En altında ise 59.408 olan toplam şehit sayımız yazmaktadır.

Ortadaki kısımda aşağıdaki resimde gördüğünüz ilgi çekici ve gösterişli bir figür mevcut. İki elin parmaklarının birleşmesi gibi ahşap sütunlar içindeki çekirdeğini adeta sarmalamaktadır. Sütunların iç çevresinde 8 adet siyah ve ters ay yıldız ile motif edilmiş Türk Bayrağı bulunmaktadır. En iç kısımda ise yuvarlak burgulu ışıklandırmalar mevcuttur.

Çanakkale Şehitler Abidesi Türk Bahçesi birçok kişi tarafından farklı anlamlarla ifade edilse de yapılış anlamı bilinenin aksine farklıdır. O yapı Orta Asya bozkırlarından beraberimize alıp getirdiğimiz ve Türk ile özdeşleşmiş Lale çiçeğini temsil eder. Çanakkale Şehitler Abidesi Türk Bahçesi merkezindeki ışıklandırmayı dikkatlice incelerseniz onun lale çekirdeğine ne kadar benzediğini göreceksiniz. Birazcık daha geriden baktığınızda komple o yapının açmamış gonca bir lale olduğunu rahatlıkla fark edebileceksiniz. İçerisindeki 8 siyah Türk Bayrağı ise Osmanlı’nın Çanakkale Cephesiharicinde kalan ve katılıp kaybettiği 8 ayrı cepheyi temsil eder. Ve bahçe merkezindeki Lale ile birlikte Türk Bahçesiismini alır.

Türk Bahçesi

Ölüm Koyu ve Kanlı Dere

olum-koyu-kanli-dere

Ölüm Koyu ve Kanlı Dere; Fransızca ölüm anlamına gelen Morto kelimesinden adını alan koy ve bu ismi veren Kanlı Dere.

Ölüm Koyu ve Kanlı Dere

Kanlı Dere bir azmak deresidir. Yani yağışlı mevsimlerde akıp, yaz aylarında kuruyan derelerden bir tanesidir. Alçıtepe altlarından Morto koyuna uzanır. Suları Morto koyunda denize karışır.

Kanlı Dere ve Çanakkale Savaşı

Kanlı Dere, 25 Nisan çıkarması sonrası başlayan ve 9 Ocak 1916 tarihine dek devam eden kara savaşlarının neredeyse tam merkezinde yer almaktadır. Zığındere ve Morto koyu arasında kalan bu bölge, çıkarmalar sonrasındaki muharebelerde, bir yanında İngilizler, diğer yanında Fransızlar ve karşılarında ise savunan Türk Askerlerimizin göğüs göğüse muharebelerine şahitlik etmiştir. Bilindiği üzere Çanakkale Nisan ve Mayıs aylarında yoğun yağış alan bir bölgedir. Azmak dereler ise bu aylarda neredeyse en coşkun haliyle akarlar. 25 Nisanda çıkarmaların ardından, özellikle I. ve II. Kirte Muharebeleri esnasında verilen ağır zayiatlar nedeniyle, bu dereden akan suyun,  binlerce insanın kanının karışmasıyla kırmızıya döndüğü ve Morto koyunu da kızıla boyadığı sıkça hatıralarda ve kayıtlarda yer almıştır. Yaşanan olaylar nedeniyle dereye Kanlı Dere ismi verilmiştir.

olum-koyu-kanli-dere
Ölüm Koyu ve Kanlı Dere

Seddülbahir Köyü

seddulbahir-koyu

Seddülbahir Köyü; Gelibolu Yarımadası en uç noktasında yer alan yerleşim birimi 3 Kasım 1914‘te ilk şehitlerimizi verdiğimiz yerdir.

Seddülbahir Köyü Tarihçesi

Kilid-ül Bahir ve Kale-i Sultaniye tahkimatlarının yetersiz kalmaları sebebiyle 4. Mehmet zamanının Sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa Seddülbahir Kalelerini yaptırmaya karar vermiştir. 1656 –1657’de inşasına başlanır ve 1659’da tamamlanır. Tam karşıdaki Kumkale ile birlikte inşa edilir. Kale ustaları ve kale dizdarları eş ve çocuklarını da getirmek suretiyle ilk köyü kurmuş olurlar. 1914’de 200 hane olan Seddülbahir 3 Kasım 1914 bombardımanından sonra boşaltılır. Buradaki kale tamamen yerle bir olur. Günümüzde sadece yıkıntıları görülebilmektedir. Kale girişinde ilk şehitlerimize ait kabirler. Üst kısmında ise İlk Şehitler Anıtı bulunmaktadır.

seddulbahir-koyu
Seddülbahir Köyü

Ertuğrul Koyu ve Yahya Çavuş

yahya-cavus-sehitligi

Ezineli Yahya Çavuş Çanakkale Savaşı esnasında 25 Nisan 1915 Ertuğrul Koyu çıkarmasında gösterdiği kahramanlık ile savaşa damgasını vurmuş savaş kahramanımızdır.

Yahya Çavuş Kimdir?

Yahya Çavus’un babası Mustafa Bey, annesi ise Hanife Dudu Hanım’dır. Çanakkale ilinin Ezine ilçesine bağlı Koçali köyünde 1887 yılında doğmuştur. Seferberlik dâhilinde orduya katıldığında Yahya Çavuş’un eşi hamileydi ve bebek bekliyordu. Yahya Çavuş’un Muharrem isimli oğlu 05.01.1914 dünyaya gelmiştir. Ancak Yahya Çavuş savaş esnasında Şehit olduğundan oğlunu görmesi naip olamamıştır. Resmi kayıtlara göre ölüm tarihi 23 Mayıs 1331 (5 Haziran 1915) Maydos (Eceabat) olarak belirtilmiştir.

Askeri Hayatı

Ezineli Yahya Çavuş, Balkan Harbi esnasında Osmanlı Ordusunda görev almış, iki balkan harbinde cephede yer alarak savaşmıştır. Balkan Harbi’nde Osmanlı’nın yaşadığı yenilgi ve hüsrana bizzat şahitlik etmiştir. Ve I. Dünya Savaşı kapıya dayanıp, seferberlik ilan edildiğinde, her Türk Eri gibi oda gönüllü olarak savaşa koşmuştur. O yıllarda seferberlikle memleketine en yakın birliklere alınanlar, en yakın cephelere sevk edildiğinden Çanakkale Cephesine sevk edilmiştir. Çanakkale Cephesinde 9. Tümen’e bağlı, 26. Alay, 3. Tabur, 10. Bölük, 1. Takım Komutanı olarak görev yapmıştır.

Harekât Öncesi

Cephe komutanı Liman von Sanders’in ani bir kararı ile Seddülbahir Bölgesinde bulunan 9. Tümen’in 25. Alay’ı yerine 26. Alay’ın görevlendirilmesi, çıkarma ihtimaline karşı 26. Alay’ın 3. Taburunun bölgeyi savunmakla görevlendirilmesi, görev dağılımı ve konuşlandırma planı sonrası 10. Bölüğün Ertuğrul Koyu’na sevk edilmesiyle Yahya Çavuş buradaki görevine başlamıştır.

Harekât ve Çıkarma

25 Nisan 1915 sabahı 06.30’da çıkarma gerçekleşir. Çıkarma öncesinde bölge gemilerden yapılan top atışlarıyla güvenli hale getirmeye çalışılır. 3.Tabur ise siperlerinde sabırla beklemektedir. Top atışı sonrası çıkarma harekâtı başlar. Çıkarma planını size Ertuğrul Koyu Harekâtı yazımda detaylıca anlatacağım. Filikalarla 900, River Clyde isimli kömür gemisi ile 2200 itilaf askeri karaya çıkarma başlatır. Top atışlarının susması ile birlikte kuvvetlerimiz menzile girer girmez karşılık verir. Böylece Ertuğrul Koyu’nda çatışma başlamış olur.

Yahya Çavuş’un Komutayı Alması

Çatışma esnasında 10. Bölük Komutanı Yüzbaşı Hüseyin Bey’in ağır bir yara alması ve savaş dışı kalması ile bölüğün en kıdemli erbaşı olan Yahya Çavuş komutayı eline almak zorunda kalır. Yahya Çavuş’un komutayı eline alması ile birlikte adeta o günün seyri de değişmiştir.

Yahya Çavuş’un Savaşa Etkisi

Komutayı eline almasıyla birlikte Yahya Çavuş tecrübesini ortaya koymuştur. Cephanenin durumunu da düşünen Yahya Çavuş bölüğüne emir verir ve kendisinin gösterdiği hedefin ateş altına alınmasını emreder. Harekât yazımda detaylıca belirteceğim gibi, örneğin sağdan 2. Filika diye hedef gösterir. Komuta kademesindeki başarısı nedeniyle düşmana ağır kayıplar verdirir ve çıkarmanın başarısız olmasına neden olur.

Ertuğrul Koyu’ndan Geri Çekilme

25 Nisan 1915’te sanılanın aksine Ertuğrul Koyu Çıkarması yaklaşık 2 saat sürmüştür. Yapılan bu ilk harekâtta ağır kayıplar verilmiş ve itilaf birliklerinin sadece 1000 civarı askeri karaya çıkmayı başarmıştır. Ancak birlikler kötü bir durumdadır. Ufak bir kum tümseğinin arkasına saklanarak beklemektedirler.  Uçakların yaptığı keşif bilgileri İngiliz komuta merkezine ulaştığında tekrardan bombardıman için plan yapılır. Fakat gecenin çökmesiyle birlikte karaya çıkmayı başararak birliklerin ilerleyip tutunabileceği düşünülerek sonraki güne ertelenir.

Tarihler 26 Nisan 1915’i gösterdiğinde gece yapılan girişimlerin başarısız olması beraberinde düşman gemilerinin bölgeyi bombardımana almasına neden olur. Osmanlı birlikleri ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalır. Aslında birçok kaynakta belirtilmeyen bir diğer husus ise Tekke Koyu’na yapılan İngiliz çıkarmasının arkadan ilerleyerek Ertuğrul Koyu’nda bulunan birliklerimizi çapraz saldırı altına alıp baskı kurmalarıdır. Çıkarmalara gece yapılan takviyeler, yoğun topçu atışları ve Tekke Koyu istikametinden gelen düşman baskısı 26 Nisan 1915 saat 12.00 sularında çekilme emrinin verilmesine neden olur.

Yahya Çavuş’un Sonraki Görevi ve Şehit Oluşu

Ertuğrul Koyu Harekâtının 2. Günü Yahya Çavuş bacağından yara alır. Ancak hayatta kalarak geri çekilmeyi başarır. Geri çekilerek Kirte Köyü yakınlarında bulunan 26. Alay karargâhına ulaşır. Karargâha ulaştığında yapılan sayımda bölükten geriye sadece 67 askerimizin sağ kalarak ulaşmayı başardığı tespit edilir ve kayıtlara geçirilir.

Ezineli Yahya Çavuş tedavisi sonrası savaşa geri döner. 4 Haziran 1915’te yapılan 3. Kirte muharebelerinde bir süngü taarruzu esnasında ağır bir yara alır ve hastaneye kaldırılır. Ancak 5 Haziran 1915’te Eceabat’ta hastanede hayata gözlerini yumarak Şehit olur.

Yahya Çavuş Şehitliği

Ertuğrul Koyu Harekâtında maalesef geri çekilir iken yaralıları götürmek mümkün olmamıştır. Bunu Alay Komutanı Mahmut Sabri Bey’in hatıralarında da görebiliyoruz. Yaralı Askerlerimiz bölgeyi ele geçiren İngilizler tarafından Şehit edilmişlerdir. Burada hayatta kalmayı başarıp geri çekilen Yahya Çavuş ve arkadaşları diğer cephelerde savaşarak Şehit olmuşlardır. Tüm Ertuğrul Koyu kahramanlarımız için Kültür Bakanlığı tarafından 1992 yılında Ertuğrul Koyu’na, o günkü siperlerinin bulunduğu noktaya sembolik bir Şehitlik yaptırılmıştır. Aslında 1962 yılında yapılıp 1992 yılında restore edilerek ziyarete açıldığı birçok kaynakta yer almaktadır.

 Yahya Çavuş Anıtı

Ezineli Yahya Çavuş ve Kahraman askerlerimizin anısına Şehitliğin hemen ön tarafına bir anıt yaptırılmıştır. Şehitlik ile birlikte yapılmış anıt 3lü bir asker kompozisyonudur. 4 tarafında da farklı farklı yazıtlar bulunmaktadır.  Ön yüzünde;  Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine isimli şiirinin dizeleri yer almaktadır. Arka yüzünde; Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Şehitlerine hitaben 1928’de söylediği söz yer almaktadır. Sol yüzünde; Çanakkale Valisi Nail Memik’in Yahya Çavuş şiiri yer almaktadır. Sağ yüzünde; yine Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine şiirinin dizeleri yer almaktadır.

Sonuç: Sizlere Ezineli Yahya Çavuş, Şehitliği ve Anıtı hakkında yaptığımız araştırmanın sonuçlarını paylaştık. Umarım yazımızı beğenirsiniz. Yazı hakkında yanlış gördüğünüz bilgiler olduğu takdirde yorum yazabilirsiniz. Değerlendirme sonrası ekleneceğinden şüpheniz olmasın. Ayrıca unutmamak gerekir ki; bilgi paylaştıkça değerlidir.

KAYNAK: Yahya Çavuş

yahya-cavus-sehitligi
Yahya Çavuş Şehitliği

Salim Mutlu Müzesi

salim-mutlu-muzesi

Salim Mutlu Harp Eserleri Müzesi; Alçıtepe Köyü’nün girişinde yer alan müze, yarımada üzerinde kurulan ilk özel müzedir.

Salim Mutlu Harp Eserleri Müzesi

Bölgede yaşayan köylüler genellikle 1934 yılı ve sonrasında mübadele gelenlerdir. Savaş sonrası arazide bulunan metal eşyalar köylülerce toplanarak hurda olarak satılmıştır.

Köyde Bakkal işleten Salim Mutlu bu objelerden seçtiklerini muhafaza etmiştir. İşlettiği bakkal ve evini daha sonra müzeye dönüştürmüştür.

Salim Mutlu 2004 yılında vefat etmiştir. Şu an müzenin idaresini kızı ve damadı üstlenmiştir.

salim-mutlu-muzesi
Salim Mutlu Müzesi